Milyar Dolarlık Hikayeler Kitap Özeti
Finans tarihinde ünlü hikayelerden bir seçme olan milyar dolarlık hikayeler, Cem Çiloğlu’nun eseri.
Kitabı birkaç günde bitirdim. Okuduğum her an yanımda tükenmez kalemle not defterim hazır duruyordu, size de önerim kitaptaki bazı terimleri ve kavramları not etmeniz. Bu kitap, bence nispeten finansal okuryazar olan bireylere hitap ediyor. Her hikayede birtakım finansal terimlerin, araçların ve psikolojik etkilerin açıklaması yapılıyor fakat bu kavramların sezgisine hakim olmanız için kitabın dışında da okumanız gerekli. İşte bu bunları not alıp ek okuma yaparsanız çok daha faydalı olur. Demek istediğim kavram tanımlarını yalnızca yazara bırakmayın.
Ben de nispeten bir finansal okuryazar olduğum için (?) kitabı okurken pek zorlanmadım; sizlere önerim, özellikle türev araçlar (opsiyon, swap, vs.) olmak üzere yatırım enstrümanları, hedge fonları - yatırım bankacılığı - private equity üçlüsü, paranın zaman değeri ve haliyle paranın faizle ilişkisi gibi konuları bilmeden okumayın. bu terimlere hakim olarak hikaye kısımlarını okursanız kitaptan maksimum verimi alırsınız. Eğer biraz olsun finansal terimlere aşinalığınız varsa mutlaka okuyun zira her hikayede insanın ufku biraz daha açılıyor.
Bu vesileyle kitabı okurken aldığım notların bir kısmını ve bazı hikayelerin konusunu buraya aktarmak istedim.
Pasif yatırım yönetimi: Yatırım araçları uzun vadeli tutulur (buy and hold). Pasif yönetimde, bir endeksi ya da hedef getiri ölçütünü takip etmek esastır, burada hedef getiri ölçütüne benchmark denir.
Mutlak getiri (absolute return), bir finansal yatırımdan elde edilen tüm getirileri ifade eder. Alfa değeri ise ölçüt alınan göstergenin üzerinde getiri elde etmektir.
Arjantin ve Türkiye Cumhuriyeti gibi enflasyon problemi yaşayan ülkelerde reel (enflasyondan arındırılmış) mutlak getiri, alfa yaratmaktan daha önemlidir. Benim de bu konuda bir tecrübem, 18 yaşında düzenli olarak harçlıklarımdan ayırdığım parayla düzenli olarak hisse senedi almaya başlamamdı. Ancak hisse senedi alırken erken emeklilik, pasif gelir gibi kavramlarla kafayı bozduğum için aldığım hisselerin kayda değer bir kısmı temettü (dividend) ödeyen hisselerdi. Ancak hem az hisse senedine sahip olmam, hem de hisse başına getirinin (özellikle de hissenin fiyatına oranla getirinin) çok az olması ve uzun vadede beni tatmin edecek bir pasif gelire sahip olamayacağımı düşünmeye başlamıştım. Bir süre önce ise hesabımı likide etme kararı aldım. Süreç boyunca civarında bir nominal getirimin olduğunu hatırlıyorum, fakat siz de takdir edersiniz ki Türkiye’deki enflasyon oranlarından arındırınca yatırım yaptığım süreç boyunca aslında bana tatmin edici bir getiride bulunmadığını söylemiş olayım.
Hedge fonları, aktif şekilde yönetilen, mutlak getiri gözeterek alfa yaratmak için oluşturulmuş sermaye havuzlarıdır. SPK mevzuatında serbest fon olarak geçer.
Para Piyasası (Money Markets): Genelde bir yıldan kısa vadeli borçlanma ve yatırım araçlarının işlem gördüğü finansal piyasa türü. Para piyasası denildiğinde temel sezgimiz yüksek likidite, düşük risk, düşük getiridir. Para piyasası fonları, herhangi bir yerden gelen ve nasıl yatırım yapılacğına henüz karar verilmemiş para ile alınır - yani kısa vadelidir.
Sermaye Piyasaları (Capital Markets): Uzun vadeli borçlanma ve yatırım araçlarının alınıp satıldığı finansal piyasalardır. Yatırımların ve projelerin fonlandığı yerlerdir.
Vadeli Piyasalar: Belirli bir finansal varlığın, bugünden belli bir gelecekte, belirli bir fiyat ve miktar üzerinden alınıp satılmasına ilişkin sözleşmelerin yapıldığı piyasalardır. Burada düşülmesi gereken bir not; gelecekteki fiyat hareketlerine yönelik tahmin, beklenti ve risk yönetimi vadeli piyasaların en önemli unsurlarıdır.
İktisatta imkansız üçlü teorisi (impossible trinity): Aslında bu konu üzerine ayrı bir yazı yazılması gerek ancak ufak bir bilgi olarak geçmek istedim. Robert Mundell ve Marcus Fleming’e göre bir ekonomide, aynı anda:
- sabit kur rejimi,
- bağımsız para politikası,
- serbest sermaye hareketlerinin aynı anda yönetilemeyeceğini söyler.
Sharpe Oranı (Sharpe Ratio): Riske göre düzeltildikten sonra, yatırımın risksiz bir varlığa kıyasla performansını ölçer. Bir yatırımcının, riskteki birim artış başına aldığı ilave getiri miktarını temsil eder.
- Portföyün beklenen (ortalama) getirisi
- Risksiz faiz oranı
- Portföy getirisinin standart sapması
Portföyleri Sharpe oranına göre değerlendirdiğimizde, en yüksek Sharpe oranına sahip portföy, (normal dağılım varsayımı altında) portföy getirisinin risksiz faiz oranının altında kalma olasılığını en aza indiren portföydür. Yüksek Sharpe oranı iyi kabul edilir çünkü aynı risk seviyesi için daha fazla getiri anlamına gelir.
Hikayelerden bazılarının çok kısa birer özeti:
Kara Çarşamba Olayı
Yüksek enflasyonla boğuşan İngiltere’nin ya faiz arttırması, ya da pound’un değerini düşürmesi gerekirken hiçbirini yapmaması ve Soros’un (RTE’nin tutuklu iş insanı Osman Kavala için kullandığı “Soros’çu” hitabının muhatabı George Soros) ve diğer hedge fonlarının çok yüksek miktarlarda pound short’layarak İngiliz pound’unun değerini düşürmesi olayı. Aynı günün akşamında Bank of England (İngiltere Merkez Bankası), ERM’den çıktığını açıkladı.
ERM (European Exchange Rate Mechanism) 1970’lerin sonunda yürürlüğe girmiş, üye ülkelerin parasını bir Avrupa kur sepetine göre ayarlamasını gerektiren mekanizmaydı. Avro’ya giden yolda ülkeler arasındaki kur stabilizasyonunu sağlamayı amaçlamıştır.
LCTM’in Çöküşü
LCTM (Long-Term Capital Management) fonunu kuran ödüllü ekonomistleirn yüksek riskli, volatilite hesabına dayanan arbitrah opsiyonlarının, Salomon Brothers’da çalışan ve daha sonra Citibank’ın CEO’su olan Sandy Weill tarafından alınan kararla tahvil fiyatlarında oynaklığa giderek volatiliteyi artırması sonucu, LTCM’in getiri makası daralmaya başlar. Gelişmekte olan ülkelere yeni yatırım yapan LTCM’in en büyük pozisyonu Rusya’daydı ve 1998’de moratoryum ilan eden Rusya’nın ruble cinsinde tahvillerini de ödememesi, hem LTCM’in hem de pek çok yatırımcının para kaybetmesine neden oldu.
Sumitomo Bakır Olayı
Sumitomo Corporation’da çalışan Yasuo Hamanaka’nın İngiliz ve Amerikan borsalarında bakır fiyatlarını şişirmesi olayı. COMEX’te (altın, gümüş, bakır ve alüminyum gibi değerli metaller için opsiyon anlaşmaları yapabileceğiniz piyasa) fiziki bakır depolayıp, LME (London Metal Exchange - İngiltere’deki metal piyasası) vadeli piyasalarında future kontratları alır ve fiyatları yukarı yönlü hareket ettirmeye başlar. Kasım 1995’te tek başına dünya bakır stokunun %5’ini, LME’deki depo varantlarının %95’ini Yasuo Hamanaka kontrol ediyordu. Bakır fiyatlarındaki bu artış yüzünden piyasanın bakır ilgisi artmış ve para kazanmak isteyen maden üreticileri, artan bakır arzına rağmen fiyatların yükselmesi ve volatilite olması üzerine, piyasa manipülasyona ilişkin şikayetler arttı. Bunun üzerine CFTC (Commodity Futures Trading Commission) soruşturma başlattı ve Yasuo Hamanaka itirafçı oldu. Sumitomo’ya para cezası verilirken Hamanaka da 8 yıl hapisle cezalandırıldı. Daha sonra Yasuo Hamanaka’ya “Mr. Five Percent” ve “Mr. Copper” lakapları takılmıştır.